"Hiçbir şeye ihtiyacımız yok, yalnız bir şeye ihtiyacımız vardır; çalışkan olmak!" M.Kemal Atatürk
13 Aralık 2017 Çarşamba

Tarımsal Bilgilendirme

 HUBUBAT HASTALIKLARI ve MÜCADELESİ

Buğday Pas Hastalıkları

 

A )  Sarı Pas (Pucinia striiformis) :

Hastalık buğday tarlalarında ilkbaharda hava sıcaklığının 10-15 ºC olduğu zaman görülmeye başlar. Yaprakların üst yüanzer şekilde limon veya portakal renginde püstüller oluşur. Bu püstüllerden oluşan milyonlarca yazlık spor rüzgârla çevreye dağılır. Uygun koşullarda taşındığı buğday bitkilerini enfekte ederek yeni püstüller oluşturur. Yazlık sporların çimlenip konukçuya giriş yapabilmesi için %100`e yakın nisbi neme ve yağışa ihtiyaç vardır.

Hastalık yaprak sap ve başaklarda görülse de esas görüldüğü yer yapraklardır. Zira en erken görülen pas türüdür.

Şiddetli enfeksiyonlar verim ve kalite kayıplarına neden olmaktadır.

B ) Kahverengi Pas (Pucinia recondita tritici) :

Yaprak ayası ve kınının üst yüzeyinde üst boğum arası ve kılçıklarda yuvarlağa yakın şekilde, kahverengi ürediospor (yazlık spor) kümelerinden oluşan püstüller halindedir. İlk enfeksiyonlar rüzgar yardımıyla uzaklardan da gelebilen ürediosporlarca meydana getirilir. Yüksek nem ve 10-18 ºC arası sıcaklıkta hastalık hızla gelişir ve her 10-14 günde yeni bir yazlık spor nesli oluşur. Bitkiler olgunlaştığında siyah renkli teliospor (kışlık spor) kümeleri oluşur

Kahverengi pas da verim ve kalite kayıplarına neden olur.

C ) Kara Pas (Pucinia graministritici) :

Kara pas etmeni kışı hastalıklı bitki parçacıkları üzerinde teliospor formunda geçirir. İlkbaharda uygun koşullarda çimlenerek oluşturduğu sporlar ara konukçu olan berberis veya mahonia bitkilerinin yapraklarına ulaştığında çimlenerek enfekte eder. Yaprağın alt yüzeyinde meydana gelen esiosporlar rüzgarla tahıl, yaprak ve sapların üzerine taşınarak uygun koşullarda  (5-18 ºC sıcaklık , %100 civarında nem) çimlenerek yazlık sporlar meydana gelir. Uygun şartlar sürdükçe yazlık sporlar devamlı çoğalarak epidemilere (salgınlara) neden olurlar. Koyu kırmızı kahverengi püstüller yaprağın iki yüzünde, sapta ve başakta oluşabilir. Bu püstülleri oluşturan spor kümeleri epidermisi yırtıp çıktığında bitki yüzeyi pürüzlü ve yırtık bir görünüş alır. Bitki olgunlaştığında siyah spor kümeleri oluşur. Kara pas kardeşlenmeyi azaltır, miktar ve kalite kaybına eden olur. Hastalığa uygun şartlar tam oluştuğunda bütün ürün kaybedilebilir.

 

Pas Hastalıkları İle Mücadele

 A ) Kültürel Tedbirler:

Sık ekim yapılmamalı

Yabancı ot mücadelesi zamanında yapılmalı

Paslara karşı dayanıklı çeşitler seçilmeli

Tarla içinde ve çevresinde ara konukçu olan bitkiler imha edilmelidir

                B ) Kimyasal  (ilaçlı) Mücadele:

            Hastalığın her yıl şiddetli görüldüğü yerlerde ve duyarlı buğday çeşitlerinde yeşil akşam ilaçlaması uygulanabilir. Bunun için ilk pas püstülleri görüldüğünde bitkinin tamamı ıslanacak şekilde aşağıdaki ilaçlardan biri uygulanır.

 

İLACIN ETKİLİ MADDESİ

FORMULASYONU

DOZU (Dekara)

KULLANIM ARALIĞI

Oxycarboxin 75 

W.P.

300 gr.

25 gün ara ile 2 defa

Mancozeb     80

W.P.

350 gr.

10 gün ara ile 2 defa

Maneb           80

W.P.

350 gr.

10 gün ara ile 2 defa

Flutriafole

E.C.

100 ml.

10 gün ara ile 2 defa

Tebuconazole 250

E.C.

75 ml.

10 gün ara ile 2 defa

 

Buğday Rastık Hastalığı (Ustiloga Nuda Tritici)

Arpa Açık Rastık Hastalığı (Ustiloga Nuda Hordei)

            Hastalık buğday ve arpa bitkilerinde çiçeklenme evresinde görülür. Bütün başak siyah bir toz yığını haline dönüşür. Bu hastalık sporları rüzgâr, yağmur v.s. ile çevreye yayılarak buğday ve arpa başakları çiçekleri üzerine gelir. Uygun koşullarda çimlenerek misel oluştururlar. Bu miseller tohum taslağını deler ve embriyoya kadar ilerleyerek yerleşir. Enfekte olmuş taneler sağlam tanelerden ayırt edilemezler. Bu hastalıklı taneler ekildiğinde tohumlar çimlenirken embriyo içindeki misellerde gelişmeye başlar. Bitkinin sapı içinde başağa kadar ulaşır, daneler siyah sporla dolar, çevreleyen zar patlayarak sporlar çevreye yayılır. Geride başak ekseni kalır.

Verim kaybı, hastalığa yakalanmış başak sayısına bağlı olarak değişir.

 Rastık Hastalığı İle Mücadele

A ) Kültürel Tedbirler:

Hastalığın görülmediği tarlalardan tohumluk alınmalı

Dayanıklı çeşitler tercih edilmeli

Mümkünse kışlık buğdayların ekimi geç, yazlık buğdayların ise erken yapılmalıdır.

               B ) Kimyasal Mücadele:

               Tohum ilaçlaması şeklinde uygulanır. İlaçlama işlemi selektör veya ilaçlama bidonlarında                                  yapılmalıdır.

 

İLACIN ETKİLİ MADDESİ

FORMULASYONU

DOZU (DEKARA)

Triadimenol 7.5

D.S.

100 kg. Tohuma 150 gr.

Tebuconazole

D.S.

100 kg. Tohuma 150 gr.

 

Buğday Sürme Hastalığı (Tilletia sp)

Sürme,  ülkemizde; kör, karadoğu, karamuk gibi isimlerle de anılan bir başak hastalığıdır.

Buğday sürmesi enfeksiyonlarında ilk kaynak kör adı verilen içi hastalık sporları ile dolu tanelerdir. Hasat, harman, nakliye depolama sırasında ezilmesi ile ortaya çıkan sporlar sağlam tanelere bulaşır. Bulaşık tohumlar ekildiğinde,  uygun koşullarda tohumla beraber sporlarda çimlenir ve tohumdan çıkan genç sürgünü delerek enfekte eder. Böylece bitki bünyesine giren misel onunla birlikte ve tanenin içinde gelişir ve başağa kadar ulaşır.  Burada çoğalır ve tanenin içi sürme sporları ile dolar.

Hastalığa yakalanmış buğday bitkileri, başaklar süt olum dönemine gelinceye kadar sağlamlardan ayırt edilemez. Hastalıklı başakların renkleri mavimtırak-yeşil olup sağlamlara nazaran daha hafif olduklarından dik dururlar. Hastalık sporları ile dolu taneler parmakla ezildiğinde balık kokusuna benzer bir koku yayar.

Bu hastalıkla mücadele yapılmadığında ortalama %10-20 arasında ürün kaybına neden olmaktadır. Bu kayıp bazen çevre koşullarına ve buğday çeşidine bağlı olarak %70-95 `e kadar yükselebilmektedir. Ayrıca kalite kaybına da neden olmaktadır.

 Sürme Hastalığı İle Mücadele

 A ) Kültürel Tedbirler:

                 Güzlük ekimler erken, yazlık ekimler geç yapılabilirse hastalık daha az görülür

                 Hastalığa dayanıklı çeşitler kullanılmalı

  B ) Kimyasal (İlaçlı) Mücadele:

                 Tohum ilaçlaması şeklinde yapılır. Tohumlar selektörlerde veya ilaçlama bidonlarında                                         ilaçlanmalıdır. İlaçlama homojen yapılmalı ve uygun dozda ilaç kullanılmalıdır.

 

İLACIN ETKİLİ MADDESİ

FORMULASYONU

DOZU (DEKARA)

Mancozeb 60

D.S.

100 kg. Tohuma 150 gr.

Maneb 80

W.P.

100 Kg. Tohuma 150 gr.

Quintozene 18

D.S.

100 Kg. Tohuma 200 gr.

Triadimenol 7.5

D.S.

100 Kg. Tohuma 150 gr.

Tebuconazole 2

D.S.

100 Kg. Tohuma 150 gr.

 Buğdayda Kök Ve Kök Boğazı Çürüklüğü Hastalığı

            Bu hastalığın oluşmasında birçok mantar türü etkili olmaktadır.(Helminthosporium, Fusarium, Pythium, Sclerotium türleri) Erken devrede meydana gelen enfeksiyonlar çıkış öncesi veya sonrasında fide çökmesine neden olur. Hastalıklı dokuların rengi koyulaşır sclerrotium (beyaz çürüklük) mantarının etkilemesinde ise dokular üzerinde tüy gibi beyaz miseller oluşur, bunlar o çevredeki toprağa da geçer. Hastalığın gelişmesi ile sap, kök tacı ve kökler çürür. Sonuçta bitki ölür. Bu bitkiler sağlıklı yeşil bitkiler içinde beyaz renkli başakları ile kolayca fark edilir.

Helminthosporium türlerinin enfeksiyonu ve gelişmesi için bitkilerin sıkıntıda olduğu sıcak ve kuru topraklar elverişlidir. Fusarium türleri için serin ve nemli, pythium türleri için ıslak toprak şartları, scleerotium türleri için 20 ºC ve üzerindeki sıcaklıklar, aşırı rutubet ve asidik topraklar enfeksiyon ve hastalığın gelişmesi için çok uygundur.

Bu hastalık etmenleri, bitki seyrelmesi, kardeşlenmede azalma, başakların normalden küçük olması ve hektolitre ağırlığında düşmelere neden olarak üründe miktar ve kalite kayıplarına yol açmaktadır.

 Kök Ve Kök Boğazı Çürüklüğü Hastalığı İle Mücadele

                  A ) Kültürel Tedbirler:

                  Dayanıklı çeşitler tercih edilmeli

                  Azot kullanımı uygun dozda yapılmalı, su birikmelerine meydan verilmemeli

                  Münavebeli ekim tercih edilmeli

                  İlaçlı mücadelesi yoktur.

 TAHIL KÜLLEMESİ (Erysiphe Graminis)

Yapraklarda önceleri nokta halinde beyaz-gri renkte püstüller görülür, sonra esmerleşir. Uygun koşullarda püstüller birleşir yaprağı tamamen kaplaya bildiği gibi sap ve başak`a da intikal eder. Bitki üzerinde yüzeysel bir tabaka oluşturan misel örtüsü rüzgâr, yağmur ve sürtünmelerle silinebilir. Hastalıklı bitkiler yatmaya daha elverişli olduğu için mahsul kaybına sebep oldukları gibi fotosentezi de kısmen engellediğinden verimin düşmesine neden olurlar.

Tahıl Küllenmesi ile Mücadele

A ) Kültürel Tedbirler:

Dayanıklı çeşitlerin yetiştirilmesi

Nispi nemi yüksek olan yerlerde sık ekim yapılmamalı

Fazla azotlu gübre verilmemeli

B ) Kimyasal (ilaçlı) Mücadele

Hastalık belirtileri görülmeye başladığında fazla yoğunluk kazanmadan kaplama ilaçlama                                 yapılmalıdır.

    

İLACIN ETKİLİ MADDESİ

FORMULASYONU

DOZU (DEKARA)

Pyrazophos 300 g/l

E.C.

100 ml

Triadimefon 250 g/l

E.C.

50 ml

Triadimenol 250 g/l

E.C.

50 ml

Tebuconazole 250 g/l

E.C

75 ml

 

Hububat Zararlıları Ve Mücadelesi

Ekin Bambul Böceği (Anisoplia spp.)

Ergin 10-15 mm boyunda 6-8 mm enindedir, üst kanatları kahverengidir ve genellikle vücudun arka bölümünü örtmez. Erginler tahılın süt olum döneminde başaklar üzerinde görülürler. Bir süre beslendikten sonra çiftleşmeye başlarlar. Dişiler yumurtalarını kumsal hafif toprakların 10-15 cm derinliklerine bırakırlar. Larvalar toprakta 2 yıl kalırlar. Zararlı genellikle 2 yılda bir döl verir ancak uygun koşullarda yılda bir döl de verirler. Erginlerin yaşam süresi 1-1.5 aydır.

Larvalar toprak altında genç tahılın kökünü kemirerek zararlı olmakla birlikte esas büyük zararı erginler başakta yaparlar. Süt olum döneminde taneleri kemirirler, miktar ve kalite kaybına neden olurlar. m² de 3- 4 ergin olduğunda ekonomik anlamda zarara neden olurlar.

 

Bambul Böceği İle Mücadele

A ) Kültürel Tedbirler:

Münavebede baklagil ve şemsiyegil bitkileri kullanıldığında çok iyi sonuç vermektedir.

Erken ekim ve erkenci çeşit ekmek

Anızın erken ve derin sürülmesi ile larvalar kısmen yok edilir

Tarlanın ekime iyi hazırlanması zararlı popülasyonunu azaltır.

B ) Kimyasal Mücadele:

m² de 3-4 ergin görüldüğünde yüzey ilaçlaması yapılır. İlaçlamada carboryl %5 etkili madde içeren                 ilaçlardan dekara 2 kg olacak şekilde toz atarlarla atılır

Ekin Kambur Böceği ( Zabrus spp )

Erginler 12-22 mm boyda 5-8 mm enindedir. Sırt kısımları dış bükey ve parlak siyahtır. Sırtlarında uzunlamasına nokta ve çizgiler vardır. Larvaların baş ve göğsü kahverengi karın kısmının üstü kestane renginde olup alt kenarları kirli beyazdır.

Kışı toprak içinde hem ergin hem de larva halinde geçirir. Düşük sıcaklıkta hareketsiz olan larvalar toprak sıcaklığı 10 ºC `nin üzerine çıktığında hareketlenirler. Larvalar genellikle nisan sonlarına doğru pupa olurlar. Mayıstan itibaren de erginler çıkar. Erginler yazın sıcak günlerini toprak içinde geçirir sonbaharda yağışların başlaması ile topraktan çıkarlar ve çiftleşmeye başlarlar. Dişiler yumurtalarını tek tek toprakta oluşturdukları küçük yuvalara bırakır 10-20 günde larvalar çıkar. Zararlı yılda bir döl verir.

Genç larvalar sonbaharda ekin yapraklarını toprak içine çekerek yerler.

Olgun larvalar ilkbaharda yaprak ve sürgünlerini yerler m² de 3-4 larva olduğunda tarlada yer yer boşluklar oluştururlar.

Erginler hasat öncesi başakta taneleri ekimde ise toprağa atılan tohumlukları kemirerek zarar verirler.

Ekin Kambur Böceği ile Mücadele

A ) Kültürel Tedbirler:

Münavebeye önem verilmeli

Nadasa bırakılan ortamlar uygun zamanda derince sürülmek suretiyle beslenme ortamları yok                         olacak, birçok pupa  ve larva sürme esnasında yok edilecektir.

Tarlaya tane dökülmemesi için hasat geciktirilmemelidir

B ) Kimyasal Mücadele:

En etkili mücadele tohum ilaçlamasıdır. Ancak zorunlu hallerde zararı kısmen önleyebilmek                               amacıyla yüzey ilaçlaması da önerilebilir.

Tohum ilaçlamasında kullanılacak ilaçlar;

İLACIN ETKİLİ MADDESİ

FORMULASYONU

DOZU (100 Kg Tohuma)

Endosülfan % 32,9

W.P.

200 gr.

Chlorpyrifos-ethly % 25

W.P.

200 gr.

İmidaclopid % 70

W.P.

200 gr.

 

Yüzey ilaçlamasında kullanılacak ilaçlar;

 

İLACIN ETKİLİ MADDESİ

FORMULASYONU

DOZU (100 Kg Tohuma)

Fenitrothion 550 g/l

E.C.

175 ml (Dekara)

Fenthion 525 g/l

E.C.

175 ml (Dekara)

Chlorprifos Ethyl 480 g/l

E.C.

200 ml (Dekara)

Deltamethrin 25 g/l

E.C.

20 ml (Dekara)

 

Hububat Hortumlu Böceği ( Paxhytchius Hordei )

Ergin 3-4 mm boyunda ve kahverengi renkte olup, üzeri krem renginde pullarla kaplıdır. Baş uzamış ve hortum biçimini almıştır. Zararlı kışı ergin olarak toprakta geçirir. İlkbaharda nisan ayı başlarında ortalama sıcaklığın 10 ºC `nin üzerinde bulunduğu günlerde topraktan çıkmaya başlar. Bu dönem hububatın kardeşlenme ve sapa kalkma dönemidir, .topraktan çıkan erginler, başlangıçta yaprak ve sapta beslenir ve çiftleşirler. Hububatın başaklanma devresinde yumurta bırakmaya başlarlar. Süt olum devresinin ortalarına kadar devam eder ve her başakçığa bir adet yumurta bırakırlar. Yumurtadan 11-15 gün arasında larvalar çıkar. Tane içinde süt olum devresinin sonuna kadar beslenirler. Taneler sertleşmeye başladığı anda taneyi terk ederek toprağa düşer. Pupa döneminden sonra haziran sonu -  temmuz sonu arasında erginler çıkar. Yazı ve kışı toprak içinde ergin olarak geçirir.

Erginler yaprakta beslenirken sıralı delikler meydana gelir. Erginlerin beslenmesi sonunda başaklarda tane sayısı ve ağırlık azalması meydana gelir. Asıl zararı larvalar meydana getirir. Süt ve sarı olum döneminde tanelerin içini boşaltmak suretiyle kavuz haline getirip önemli miktarda ürün kaybına neden olur.

Hububat Hortumlu Böceği ile Mücadele

A ) Kültürel Tedbirler:

               Münavebede çapa bitkilerine yer verilmeli

               Nadas ve derin toprak işleme de yararlıdır.

B ) Kimyasal Mücadele:

Erginlerin topraktan ilk çıkışları izlenmelidir. İlk çıkıştan yaklaşık 10 gün sonra yapılacak sayımlarda                 m² de 5 veya daha fazla zararlı tespit edilirse aşağıdaki ilaçlardan biri uygulanır.

İLACIN ETKİLİ MADDESİ

FORMULASYONU

DOZU (Dekara)

Methiocarb % 2

Toz

3 Kg

Azinphos-Methyl         %2,5

Toz

2,5 kg

Fenitrothion                 %3

Toz

2,5 kg

Chloropyriphos-ethyl 480 g/l 

E.C.

250 ml

Fenitrothion                550 g/l

E.C.

175 ml

Deltamethrin 25 g /l

E.C.

30 ml

Deltamethrin 5 g /l

ULV

150 ml ( Uçakla )

 

Kımıl ( Aelia Spp )

En yaygın türü Aleia rostrata  olup yaklaşık 8-11 mm uzunluğunda ve 4-6 mm genişliğindedir. Baş üçgen şeklinde ve ön kısmı sivridir. Orta kısımları koyu, kenarları genellikle açık kirli sarıdır. Sırtının üzerinde yan yana önden arkaya uzanan siyah ve kirli sarı çizgiler bulunur. Familya özelliği olarak pis kokuludur.

Erginler yaz sonunda kışı geçirecekleri 1500-2000 m yükseklikteki kışlak adı verilen dağ ve tepelere çıkarlar. Kışı uyumuş halde meşe, kirpigeven, kirpiotu, çam, ayıkulağı gibi bitkilerin altında yaprak altındaki toprağın 4-8 cm derinliğinde geçirirler. Genellikle meşe bitkilerinin altlarını seçerler. İlkbaharda havaların ısınması ile 15-20 ºC `lerde hareketlenmeye başlarlar ve toplu olarak kışlaklardan ovaya doğru uçmaya başlarlar. Bu dönem genellikle nisan sonu mayıs başlarıdır. Ovaya inen erginler hububatı kök boğazının üstünden sapta emgi yaparak Kurt Boğazı (göbek kurusu) zararını yaparlar. Emgi yaptığı sapın üst kısmı kurur. Buğdaygil tarlalarına inişten 10-15 gün sonrasına kadar beslenir ve çiftleşirler. Dişiler yumurtalarını 12-18 lik yumurta paketleri halinde yapraklara, sapa, başağa, yabani otlara hatta toprak üstüne bırakırlar. Yumurtadan çıkan nimfler 5 gömlek değiştirerek yeni nesil ergin olurlar. Zararlının yaşam süresi 1 yıldır ve yılda bir döl verir. Kışlamış yani eski nesil erginlerin ikinci zararı da başak oluşumu sırasında sapta emgi yaparak dane bağlamasına engel olmasıdır. Bu başaklar diğer sağlam yeşil başaklar arasında beyaz renkleriyle kolayca fark edilir. Buna akbaşak zararı denir.

Kımıl nifleri ve yeni nesil erginleri sokucu emici ağız yapılarıyla tanede beslenerek çimlenme gücünün azalmasına ayrıca buğdayın ekmeklik ve makarnalık özelliklerini kaybetmesine neden olurlar.

Kımıl İle Mücadele

A ) Kültürel Tedbirler:

                Ergin ve yumurta parazitoitleri vardır. Bunların korunmasına özen gösterilmeli

                Polikültür tarıma önem verilmeli

B ) Kimyasal Mücadele:

Kımıl mücadelesi esas olarak kışlamış erginlere karşı yapılır. Bunun için kışlaktan iniş hareketleri                    takip edilmelidir. Ekili alanlar kontrol edilir. Zararlının dağılmasına ve yumurta bırakmasına fırsat                       verilmeden toplu iniş alanlarında hemen ilaçlamaya başlanır.

 

İLACIN ETKİLİ MADDESİ

FORMULASYONU

DOZU (Dekara)

Endosülfan % 5

Toz

2,5 Kg

Fenitrothion % 3

Toz

2,5 kg

Fethion 525 g/l

E.C.

100 ml.

Endosülfan 360 g/l

E.C.

250 ml

Fenitrothion 550 g/l

E.C.

150 ml

 Süne ( Eurygaster Spp )

Dünyada 15 türü, ülkemizde de 7 türü belirlenmiştir. Süne türleri genel olarak toprak renginde, bazen tamamen siyah, bazen kırmızı, bazen kirli beyaz bazen de bu renklerin bir kaçının karışımı olan alacalı desenli renklerde olabilir. Vücut yassıca üst tarafı hafif tümsek olup, familya özelliği olarak pis koku salgılarlar. Vücut uzunluğu yaklaşık 10-12.5 mm dir. Sünenin yaşam süresi 1 yıl olup yılda bir döl verir. Erginlerin yaşamı pasif ve aktif olmak üzere iki döneme ayrılır. Pasif dönem ortalama 9 ay olup kışlaklarda geçer. Hasat sezonu başladıktan sonra yeni nesil erginler kışlama alanlarına çekilirler. Kışlama alanları genellikle dağların 1200-1600 metre yüksekliklerdeki uygun bitki türlerinin (dökülmüş meşe yaprakları,

Geven, kirpiotu, zırotu, ayıkulağı ) altlarında gizlenirler. Bu dönem tamamen uyuşuk halde olan sünelerde metabolik faaliyetler oldukça yavaştır. İlkbaharda hava sıcaklığının artması ile kış uykusundan uyanırlar. Kışlaklarda toprak üstü sıcaklığı 15 ºC ye ulaştığında süneler meralara ve ekinlere doğru daha ziyade rüzgarın esiş yönü istikametinde uçmaya başlarlar. Kışlanmış erginlerin iniş zamanı orta anadolu bölgesinde ekinlerin sapa kalkma dönemine rastlar. Bu dönemde kışlanmış erginler sokucu - emici ağız yapıları ile saplarda emgi yaparlar. Bu saplar daha sonra sararır kurur. Bu ilk zarara kurtboğazı zararı denir. Diğer taraftan çiftleşip yumurta bırakmaya başlarlar. Bir dişi ortalama 80 adet yumurta bırakır. Her yumurtada 12-14 adetlik 2-3 muntazam sıralı olarak paketler halinde genellikle buğdaygil yapraklarının alt yüzeylerine bırakırlar. 2-3 hafta sonra yumurtalardan nimfler çıkmaya başlar. Nimfler 5-6 gün ara ile 5 gömlek değiştirerek yeni nesil ergin olurlar. Bu dönem yaklaşık 30 gündür.

Kışlanmış erginler çiftleşip yumurta bırakırken aynı zamanda beslenmelerine de devam ederler. Başak henüz yaprak kılıfı içerisindeyken, çiçek döneminde ve tane bağlarken yine saplarda beslenerek emgi yaptığı yerin üst tarafını kurutur. Dolayısıyla başakların beyaz bir renk almasına ve tane bağlamamasına neden olurlar. Bu şekildeki zarara akbaşak adı verilir.

Kışlanmış erginler yaklaşık 1-2 ay yaşar ve sonuçta doğal olarak ölürler.

Başaktaki taneler süt olum dönemine gelmeye başladığı sırada kışlamış erginlerin çoğu ölmüştür. Bunların bıraktığı yumurtadan çıkan nimfler süt olum ve sarı olum döneminde taneleri sokup emmeğe başlar. Nimf ve yeni nesil erginlerin tanede beslenmesi sonucu oluşan zarar çok önemlidir. Zira taneler çimlenme güçlerini kaybedecekleri gibi ekmeklik ve makarnalık özelliklerini de yitirirler.

Yeni nesil erginler uzun kışlak dönemi için vücutlarına yeterli enerjiyi depo etmek zorunda olduklarından bu dönemde oburca beslenirler ve büyük zararlara neden olurlar. Taneler sertleşmeye başlayınca kışlakların bulunduğu yüksek yerlere doğru göç etmeye başlarlar.

Süne ile Mücadele

Biyolojik mücadeleye önem verilmeli özellikle yumurta parazitoitleri laboratuar şartlarında çoğaltılarak doğaya salınması ve doğayı bunların çoğalmasına elverişli hale getirmek ve korumak amaçlanmalıdır. Bunun için ağaç sayısının arttırılması ve polikültür tarımına yönelmek gerekir.

Kimyasal Mücadele:

Ülkemizde süne ile mücadele halen devlet mücadelesi şeklinde yürütülmektedir. Süne mücadele programı yapılırken sonbahar ve ilkbahar da süne populasyonunu tahmin etmek için belirli kışlakların her yıl aynı yerlerinde süne sayımları yapılır. Zararlının ilkbaharda ovaya göçleri izlenir. Bir veya iki kışlakta gün aşırı sayımlar yapılarak popülasyonun seyri takip edilir. % 90`ı ovaya ininceye kadar devam edilir. Daha sonra Tarım İl Müdürlüğü elemanlarınca tarlalarda kaba ve kıymetlendirme sürveyleri yapılır. Bu çalışmalar krokiler üzerinde işaretlenir ve kıymetlendirme sürvey cetvelleri hazırlanır. Bu cetveller Bakanlık, Zirai Mücadele Araştırma Enstitüsü ve İl Müdürlüğüne gönderilerek sonuçlar değerlendirme toplantısında görüşülür ve o yıl için birinci ve üçüncü dönem nimf mücadelesi yapılacak alanlar belirlenir.

Kıymetlendirme sürveyi sonuçlarına göre m² de kışlamış ergin sayısı 0,8 ve üzerinde olan ünitelerde yumurta parazit sürveyi yapılır. Yumurtalardaki parazitlenme oranı yüksek ise bu alanlar ilaçlama dışı bırakılır.

Süne mücadelesinde amacına ulaşabilmesi için tam zamanında başlanması mücadelenin en önemli bölümünü oluşturur.

Süne mücadelesi yer aletleri ve uçakla yapılmaktadır. Uçakla yapılan ilaçlamalarda konvensiyonel  ve ULV ilaçlama sistemleri kullanılmaktadır.

BUĞDAY ve ARPA`DA GÜBRELEME

BUĞDAY-ARPA GÜBRELEMESİ 
Ülkemizde en geniş üretim alanı bulunan buğday ve arpa çok farklı toprak tiplerinde yetiştiriciliği yapılmaktadır. Toprak pH isteği bakımından hafif asitten kuvvetli alkalin ( 6.5-8.7 ) şartlarda yetiştiriciliği yapılmasına rağmen en iyi gelişme ortamı pH değeri 7.0-7.7 arasındadır. Buğday ve arpada verimi en çok sınırlayan faktör yağış miktarı ve yağışın dağılımıdır. Yağış miktarının ve bitkinin gelişme dönemi içinde dağılıma göre bir dekara verilmesi gereken azotlu gübre miktarı büyük önem taşımaktadır.

Buğdayın Gübrelenmesinde Dikkat Edilecek Hususlar : 
İklim özellikleri,
Toprağın tohum ekimine iyi hazırlanması, 
M2.`ye ekilecek tohum adedi ve tohumluk kalitesi, 
Taban gübresi ( Toprak altı ) miktarı, çeşidi, uygulama zamanı ve uygulama şekli ( serpme-bant ) 
Kardeşlenme ve sapa kalkmada üst gübre miktarı ve çeşidi,
Yetersiz yağışta sulama, 
Azotlu gübreleme ile yatma arasında ilişki,
Azotlu gübreleme ile pas hastalığı arasında ilişki,
Un randımanı ve kalite,
Buğdayın Ekmeklik-Makarnalık, Arpanın Yemlik-Biralık olması.

TOPRAK ALTI GÜBRELEMESİ 
Tohum ekiminden önce yapılan son toprak işlemesi ile birlikte verilebileceği gibi kombine mibzerle ( Tohum ve Gübre ) yapılan ekim de tohum ekimi ile birlikte verilebilir. Gübre derinliği tohumun düştüğü yerin 5-6 cm. sağına veya soluna ve 6-8 cm. aşağısı olacak şekilde ayarlanmalıdır.

ÜST GÜBRELEME 
Kardeşlenme başlangıcından sapa kalkma dönemine kadar yapılan gübrelemedir. Yağışı az olan yörelerde sulama yapılmaksızın yapılan yetiştiricilikle üst gübresi bir defada, yağışı yeterli olan veya sulama yapılan yörelerde üst gübreleme iki defada yapılmalıdır. Yağış veya sulama durumuna göre verilecek üst gübre         ( azotlu ) miktarı değişmektedir.


1
Şekil-1
Üst gübrelemeyi bir defada veren üreticiler kardeşlenme döneminin sonuna doğru, üst gübrelemeyi iki defada yapan üreticiler ilk üst gübreyi kardeşlenme ortasında, ikinciyi ise sapa kalkma döneminde vermelidirler. Yağışı çok az olan yörelerde üst gübrelemede verilecek azotlu gübre miktarı, tohum ekim döneminde verilen toprak altı gübresi ile de birlikte verilebilir.


Şekil-2
Buğdayda üst gübreleme zamanı Şekil-2`de gösterildiği gibi kritik gelişme ( kardeşlenme sonu veya sapa kalkma ) dönemlerinden önce verilmelidir.

DİKKAT :
1- Yağışı yeterli olan yörelerde bazı yıllar ilkbahar başlangıç yağışları az olabilir, bu durumda ikinci üst gübre miktarı azaltılmalıdır. Azaltılmaması durumunda fazla azottan dolayı bitkinin su tüketimi artar ve topraktaki su miktarı kısa sürede tükenir ve buğdayda YANMA dediğimiz olay meydana gelir.

2- Yağışı yeterli olan yörelerde dekardan fazla ürün alınması düşüncesi ile gereğinden fazla azotlu gübre kullanımı bitkinin YATMA`sına neden olur ve PAS gibi hastalık etmenlerinin zarar derecesini arttırabilir.

3- Üst gübrelemede kullanılacak azotlu gübre çeşitlerinin belirlenmesi.Üst gübrelemeyi bir defada yapan üreticiler % 26 N CAN gübresini veya % 46 N ÜRE gübresini tercih etmelidir.Üst gübrelemeyi iki defada yapan üreticiler ilk gübrelemede ÜRE veya CAN kullanmalı, ikinci gübrelemede % 26 N CAN veya % 33N Amonyum Nitrat kullanmalıdırlar.Üreticilerin üst gübrelemede gübre cinsi belirlemede dikkat edeceği husus gübre uygulaması yaptıktan sonra bir kaç gün içinde yağmur yağması ve havaların güneşli ve sıcak geçmemesidir. Üst gübre uygulandıktan sonra 5-10 gün yağmur yağmıyor, hava sıcak ve güneşli ise ÜRE gübresinden büyük ölçüde azot kaybı amonyak ( NH3 ) halinde olur ve gübrelemenin etkisi az görülür. Bu kayıp % 33 N Amonyum Nitratta nispeten az, CAN gübresinde ise çok az olur. Bunun için özellikle ikinci üst gübrelemede ÜRE kullanımından kaçınılmalıdır.

 YAPRAKTAN GÜBRELEME 
Genellikle yabancı ot ilaçlanması ile birlikte yapılan yapraktan gübrelemede güvendiğiniz firmanın yaprak gübresini kullanınız. Katı formda olan gübrelerin su ve asitte eritilmesi ile renkli sıvılar halinde hazırlanmış yaprak gübreleri yerine katı ( Toz ) formda olan ve ilaçlama tankı içinde eritilerek kullanılan yaprak gübrelerini tercih etmek daha iyi ve daha ekonomiktir. Katı yaprak gübrelerinin etkili madde ( % N + % P205 +% K2 O+mikroelement ) miktarı toplamı, sıvı gübrelerin en azından iki katı kadardır. 

Yapraktan gübre uygularken aşağıdaki hususlara dikkat etmek gerekir.

Sabah erken veya akşamüzeri uygulanmalıdır.
Çok ince zerrecikler halinde verilmelidir.
İlaçlama tankının içinde önce gübre eritilmeli sonra, zirai ilaç ilave edilmelidir.
Yaprak gübreleri gerekirse 10-15 gün ara ile iki defa uygulanmalıdır.

 

1
Tablo-1


1
Şekil-3

 

Buğday bitkisinde dekardan alınan dane ve sap ( saman ) miktarına göre topraktan kaldırılan azot ( N ), fosfor ( P205 ) ve potasyum miktarları Tablo-1 ve Şekil-3 `te gösterilmiştir.

 

GÜBRE TAVSİYELERİ 
Sulama yapılmadan sadece yağışı az olan yörelerde ve alınacak ürün miktarına göre gübre tavsiyeleri (Toprak analizine göre, tabloda verilen tavsiyeler ) değişebilir.

 

Ürün Kg/Da

Gübreleme Zamanı

Gübre Cinsi

200-250

250-300

300-400

   

Kg Gübre/ Dekar

Kg Gübre/ Dekar

Kg Gübre/ Dekar

Taban Gübre
(Ekim Öncesi)

DAP veya
ÇİNKOLU 20.20.0

10
22

12
26

14
30

Üst Gübre
(Bir defada verenler) (Kardeşlenmede)

CAN veya 
ÜRE veya
%33 N Amonyum Nitrat

12
7
10

14
8
11

16
9
12

Yağış yeterli veya sulama yapılan yörelerde dekardan alınacak ürün miktarına göre gübre tavsiyeleri ( Toprak analizine göre aşağıda verilen tavsiyeler) değişebilir.

 

400-500
Ürün kg/da


500-600
Ürün kg/da

600-700
Ürün kg/da

700+ 
Ürün kg/da

Gübreleme Zamanı

Gübre Cinsi

Kg

Gübre /Dekar

Kg Gübre/Dekar

Kg

Gübre /Dekar

Kg

Gübre /Dekar

Taban Gübre
(Ekim Öncesi)

ÇİNKOLU 20.20.0

35

40

45

50

Üst Gübre
(Kardeşlenmede)

CAN  veya ÜRE

12
7

14
8

16
9

18
10

Üst Gübre
(Sapa Kalkmada)

CAN veya %33 AN

10
8

10
8

10
8

10
8

 

DİKKAT: Gübre kullanımında aşağıdaki hususları dikkate alın. Normal 20.20.0 kompoze gübre yerine içinde çinko bulunan kompoze gübre kullanılması verimi % 10-20 kadar arttıracağı gibi, buğday kalitesini de yükseltir.

Kombine mibzerle bant (şerit) halinde gübre kullanımda tavsiye edilen gübre miktarını kompoze gübrede 2 kg. DAP gübresinde 1 kg. azaltarak uygulayınız. Arpa üretiminde taban gübreyi 2 kg., üst gübreyi 3 kg. azaltarak uygulayınız. Makarnalık buğdayda ve biralık arpa yetiştiriciliğinde tavsiye edilen üst gübre miktarlarını 3 kg. azaltarak uygulayınız. Dekardan alınacak ürün miktarının daha fazla olması durumunda her 100 kg. dane ürün için taban gübresini 2 kg. üst gübreyi 3 kg. arttırarak uygulayınız.
Sulama yapan üreticiler ikinci üst gübreden sonra yağış gelmeyecek ise hemen sulama yapmalıdır.
Toprakta tuzluluk varsa buğday yerine arpa üretimini tercih ediniz. Arpa buğdaya oranla toprak tuzluluğuna daha dayanıklıdır.

Toprak tahlili yaptırarak gübre kullanınız.

BUĞDAY VE ARPADA GÖRÜLEN ÖNEMLİ BESİN ELEMENTİ NOKSANLIKLARI

Azot Noksanlığı; 


Noksanlık belirtileri ilk ( alt ) çıkan yapraklarda en şiddetli olarak görülür. Yaprağın uç kısmından başlayarak yaprak kınına doğru yeşil renk yerine önceleri açık yeşil ve daha sonra sarımsı yeşil renk oluşur. Buğday bitkisinin boğum araları kısalır, kısa boylu bitkiler oluşur, daneler tam dolmaz, buruşuk kalır. Un randımanı ve kalitesi ( ekmek veya makarna ) azalır. Azot fazlalığından ise boğum araları uzar, rüzgar ve yağıştan yatma görülür, bitkinin su tüketimi artar, özellikle makarnalık buğdaylarda ve biralık arpada kalite azalır.


1
Buğdayda azot noksanlığı

Fosfor Noksanlığı; 

Gelişmenin ilk dönemlerinde ve özellikle kışı sert geçen yörelerde daha çok görülür. İlk çıkan yaşlı ( alt ) yapraklarda damar aralarında mavimsi yeşil ve daha ileri sahalarda Erguan ( morumsu ) rengi meydana gelir. Tohum bağlama azalır ve verim çok düşer.
11
Buğdayda fosfor noksanlığı

Potasyum Noksanlığı; 


Çok kumsal ve hafif bünyeli topraklar hariç noksanlık belirtisi fazla görülmez. Noksanlık belirtileri Azot ve fosforda olduğu gibi önce yaşlı (alt) yapraklarda görülür. Yaprağın uç kısmından itibaren damar araları sararır daha ileri safhalarda kahverengine dönüşerek yaprakların uç kısmı kurur.11
Buğdayda potasyum noksanlığı

Çinko Noksanlığı; 
Noksanlık belirtileri sapa kalkma döneminde daha belirgin olarak ortaya çıkar. Genç ( tepe ) yapraklarda damar aralarında küçük açık sarı yeşil danecikler halinde noksanlık belirtileri görülür. Bazı hallerde yapraklar daralır ve küçük kalır, verim çok azalır.

Kaynak: Prof.Dr. Habil ÇOLAKOĞLU 
 

Gübre Kullanımı ile ilgili Genel Bilgiler

Gübreleme, bitki yetiştirilmesinde uygulanan fevkalâde önemli bir konudur. Su, gübre, ilaç, makine vb. ziraî girdilerin etkileri dikkate alındığında; tek başına gübrenin, mahsul verimini % 50`ye kadar yükselttiği tespit edilmiştir. Ürünün arttırılmasında gübrenin payının, bazı hallerde % 80`e kadar çıktığı durumlar da söz konusudur. Bu ifadeyle, gübrenin önemi bir kere daha anlaşılmış olacaktır.

      Türkiye`miz, tarihin çok eski zamanlarından beri pek çok medeniyetin beşiği olmuş ve halen yaşadığımız topraklar üzerinde fazla sayıda milletler tarafından çeşitli devletler kurulmuştur. Tarımın başladığı tarihin ilk çağlarından itibaren, topraklarımızda tarım yapılarak, bitki yetiştirilmiştir. Bu ise, toprağın sahip olduğu bitki besin maddelerinin sömürülmesi demektir, yıllardan beri gübrelemeden ekilip biçilmesiyle de fakirleşmesi demektir.

Bilindiği gibi toprakta bitki için gerekli besin maddeleri vardır. Bunlardan üç tanesi en çok kullanılanı ve en önemlileridir ki, bunların etkili maddeleri Azot ( N ), Fosfor ( P ) ve Potasyum ( K )`dur. NPK gübreleri de denilen Azot, Fosfor ve Potas üçlüsüne, makro ( büyük ) bitki besin maddesi ( bbm ) ismi de verilir. NPK`dan başka Kalsiyum ( Ca ), Magnezyum ( Mg ), Kükürt ( S ), Çinko ( Zn ), Bor ( B ), Bakır ( Cu ), Mangan ( Mn ), Demir ( Fe ), Molibden ( Mo ), Klor ( Cl ), Sodyum ( Na ), Silisyum ( Si ) gibi elementler de bitkinin normal gelişmesi için gereklidir. Bu maddelerin noksanlığı gelişmeyi durduracağı gibi, toprakta fazla miktarda bulunması da zehir etkisi yaparak verimi düşürecektir. Bir diğer önemli husus da, bu maddelerin birisinin diğerinin üzerine etki yaparak, bitkilerce faydalanmasını kolaylaştırmasıdır. O halde bu maddelerin toprakta bulunmaları yetmeyecek, aynı zamanda belli oranlarda ve hepsinin yeteri ölçüde yan yana, bir arada bulunmaları zorunlu olacaktır.Bitkinin hangi besin maddelerine ihtiyacı olduğunu anlamak için çeşitli yollar vardır. Bu yolların en başında toprak analizleri gelir. Bugün yurdumuzun pek çok yerinde, Tarım ve Köyişleri Bakanlığı`na bağlı olarak faaliyet gösteren " Toprak Analiz Laboratuvarları " vardır.
Bu laboratuvarlara götürülecek toprak numuneleri orada parasız olarak analiz edilirler ve toprağın ihtiyacı olan gübre miktarları, bu konunun uzmanları tarafından çiftçimize önerilir ve gübreleme bu öneriye göre uygulanır. Laboratuvarlara gidecek toprak numunesinin alınması, toprak miktarı, derinliği ve şekli konusunda, laboratuvardan açıklayıcı kısa bilgiler kolaylıkla temin edilir.
Bir diğer tespit metodu da bitkilerin analiz edilmesidir. Bu yolla toprak yerine, laboratuvarlarda bitki analizi yapılmakta ve elde edilen sonuçlara göre toprağın gübre ihtiyacı belirlenmektedir.
Pratik ve kolay bir başka besin maddesi noksanlığı tespit metodu ise, çeşitli organlarda, o besin maddesinin eksikliğinden ( veya fazlalığından ) ötürü ortaya çıkan renk, şekil, büyüme, kalite vb. değişikliklerdir ki, daha ileride gübreleme önerileri bahsinde, besin maddesi noksanlığından kaynaklanan bu işaretler, belirtilmeye çalışılacaktır.

Çeşitli bitki besin maddeleri, yani gübreler, başlıca iki kaynaktan temin edilir: Bunlar ya çiftlik gübreleri veya kimyevî gübrelerdir. Çiftlik gübresi, bir diğer ismiyle ahır gübresi, az miktarda besin maddesi de içermekle beraber, fonksiyonu itibariyle toprağın fizikî yapısını düzeltmek bakımından büyük önem taşır. Toprağın fizikî yapısı denilince havalanması, su tutması, toprak zerrelerinin büyüklüğü, kısaca iyi bir tohum yatağı özelliği taşıması anlaşılır. Tarımda bu özellikleri bakımından iyi olan topraklar, fevkalâde önemlidir ve en az gübreler kadar, bitki yetiştirilmesi açısından dikkat edilir. İşte ahır gübresi, toprağın iyi bir tarım toprağı olmasını sağlar ki, bu yolla elde edilecek gelir artışı, çok büyüktür.
Bitkilerin ana besin maddesi kaynağı ise, şüphesiz kimyevî gübrelerdir. Ülkemizde azotlu, fosforlu ve potasyumlu gübreler üretilip satışa sunulduğu gibi, her üçünün bir arada yer aldığı kompoze ( bileşik ) gübreler de vardır.

Gübreleme yapılırken, gübrenin miktarı kadar, gübrenin verilme şekli ve zamanı da büyük önem taşır. Gübre verildikten sonra toprağın asit veya bazik reaksiyon göstermesi ( PH ), geçirgenliği, toprak ve toprak işleme şekli ile; iklim faktörleri ( sıcaklık, yağış, sulama, buharlaşma, ışıklanma, gün uzunluğu vb. ) ve bitki faktörleri, gübrenin bitki tarafından alınmasını önemli ölçüde etkilemektedir.
Çok çeşitli azotlu gübreler bulunmakla birlikte, bitkinin ihtiyacı olan Azot tavsiye edilirken; Azot kaynağı olarak ÜRE (tarımda kullanılan gübre) ele alınacaktır. Azotlu gübre olarak ÜRE`nin tavsiye edilmesinin pek çok sebebi vardır. Bu sebeplerin başlıcalarını şöyle özetleyebiliriz:

  • ÜRE, % 46 N oranında saf Azot ihtiva ettiğinden, az bir hacimde daha fazla miktarda bitki besin maddesi bulundurur. Bu konsantre olma özelliği, ÜRE`nin taşıma depolama ve kullanımında büyük kolaylık sağlar, dolayısıyla ÜRE, ucuz ve ekonomik bir gübredir.
  • ÜRE, CO ( NH2 ) 2 kimyevî formüllü, saf Azot kaynağıdır. Bünyesinde Azot`tan başka, toprakta kalıcı, dolgu maddesi artıkları bulundurmaz. Az miktarda bir rutubette eriyerek derhal bitkiye yarayışlı hale gelir. Toprak reaksiyonu bakımından da olumsuz bir etki göstermez.
  • ÜRE, pozitif yüklü Amonyak ( NH4 ) + formu sayesinde, ( - ) yüklü toprak kolloidlerine iyice tutunur. Bu, ÜRE`nin çok önemli bir özelliğidir.
  • Çünkü bu sayede, ülkemizdeki topraklarda yıkanma suretiyle meydana gelen Azot kaybı önlenmiş ve Azot`un toprakta uzun müddet saklanması mümkün olur. Böylece, bitkiye bütün gelişme periyodu boyunca, devamlı Azot temin edilir. Ayrıca, yıkanma tehlikesi olmadığından, ekimden önce, ekimden sonra veya ihtiyaç olduğu anda toprağa verilebilir.

Tarımsal üretim için gerekli temel girdiler içerisinde, en önemlilerinden biri gübre kullanımı olup; kaliteli ve yüksek verim elde edilebilmesinde, gübre kullanımının belirleyici etkisi vardır. 
Gübre üretimi ve tüketimi bir ülkenin tarımsal gelişmesinin olduğu kadar, birim alınan ürün miktarının da en iyi göstergelerindendir.


        Gübreleme, esas anlamda bitkisel üretimde amaçlanan verim ve kaliteye ulaşabilmek için, içerisinde bir veya birkaç çeşit bitki besin maddesi bulunan organik veya inorganik bileşiklerin toprağa veya doğrudan bitkiye verilmesidir.

 Kimyasal Gübre kullanımı, ülkemizde pek çok ülkeye oranla geç başlamıştır. Türkiye de gübre üretimi, kamu ve özel sektöre ait 6 kuruluş tarafından yapılmaktadır. Bu tesislerde Üre, A.Nitrat, A.Sülfat, DAP, Kompoze Gübreler ve Triple Süper Fosfat gübreleri üretilmekte ve bayiler kanalıyla tarımın hizmetine sunulmaktadır.

         Tarımsal üretim`de amaç, topraktan olabildiğince fazla miktarda ve üstün kalitede ürün elde etmektir.

Bitkilerin hasat edilmesiyle, toprakta kaybolan bitki besin maddelerine yine yağmur ve sulama sularıyla yıkanan, erozyonla kaybolan bitki besin maddeleri de eklendiğinde ekim yapılan toprakların, giderek besin maddeleri yönünden fakirleşmesi kaçınılmazdır.

Bu nedenle, toprağa, bitkiler tarafından alınan ve diğer yollarla sömürülen bitki besin maddelerinin verilmesi için gübreleme yapılmalıdır.

Topraktan kaldırılan bitki besin maddelerinin içinde en önemlileri AZOT, FOSFOR ve POTASYUM ‘dur. Ülkemiz, AZOT ve FOSFOR yönünden fakir olmasına karşın, POTASYUM yönünden zengindir.

Kompoze Gübre; Azot, Fosfor ve Potasyum gibi üç ana besin maddesinden en az ikisini içeren gübredir.

YEMEKLİK DANE BAKLAGİLLER         

        Yemeklik tane baklagillerin insan beslenmesindeki önemi tartışılmaz bir gerçektir. Ayrıca bu bitkilerin havanın serbest azotunu fikse edebilme özellikleri, çevrecilik ve sürdürülebilir tarımın popülaritesinin arttığı günümüzde önemini daha da artırmaktadır.        Bunun yanında yapılan araştırmalar göstermiştir ki; nohut ve mercimek buğdaygillerle münavebeye girebilecek en karlı bitkiler olarak bulunmuşlardır. Ülkemizde ticari olarak üretimi yapılan yemeklik tane baklagillerin başında mercimek, nohut, kuru fasulye ve bakla gelmektedir.       Değişik tarla ürünleri farklı yetiştirme tekniklerine ihtiyaç duyarlar. Tarla ürünlerinin yetiştiriciliğinde toprağın işlenmesi yetiştirme tekniği öğelerinin en önemlilerinden biri olduğu bilinmektedir. Ürünlerin yetiştirilmesinden önce veya yetiştirilmesi sırasına toprak değişik amaçlar için işlenmektedir. Toprak işlemesinin en yoğun yapıldığı yerlerden biride yarı kurak tarım alanlarıdır. Toprağın değişik zamanlarda, değişik işleme aletleriyle, değişik derinliklerde işlenmesi gerektiği yapılan araştırmalarla tespit edilmiştir. Bu işlemelerin amacı genel olarak: 

İyi bir tohum yatağı hazırlamak,

Yabancı otlarla etkin mücadele yapmak,

Toprağın fiziksel yapısını düzelterek, su tutma ve muhafazasını artırmak,

Uygulanan tarım tekniklerinin etkisiyle ortaya çıkabilecek verim farklılıklarını belirlemek.

TARLA HAZIRLIĞI         

         Hububat hasadından sonra yazlık ürünler için tarla hazırlamada en uygun yol teorik olarak ilk sürümün, tahıl hasından sonraki sonbaharda, ilk yağışlarla halaza ve yabancı otların çıktığında yapılmasıdır. Bu sürümlerde soklu pulluk kullanılması ve iyi bir ot kontrolü için 15-20 cm`lik derinlikten sürülmesi uygundur. Bu işlem yapılmakla; ilkbaharda tarlayı ekime hazırlamak kolaylaşacak, toprağın tava gelmesi için uzun süre beklenilmeyecek ve kültivatör tipi aletlerden biriyle yapılacak yüzlek bir işlemi takiben ekim yapılabilecektir. Özellikle yazlık ekimlerin erken yapılması isteniyor ve topraktaki mevcut tavla çıkış yaptırılması isteniyor ise bu çok önemlidir. Hasat sonrası sürümde kullanılacak alet seçimi, bölgenin toprak yapısına ve tarlada sürüm sırasında bulunan toprak tavının durumuna bağlı olarak değişiklik gösterir. Yabancı otların temizlenebilmesi bakımından uygun alet olarak görülen soklu pulluk bizim bölgemizde ey yaygın olarak kullanılan alet görünümündedir. Ancak, bu konuda tohum yatağı hazırlamaktan çok ot konusunu düşünen bölge çiftçisi, gölge tavını ya da uygun tavı bulamadığı sert toprak yüzeyi koşullarında soklu pullukla sürüm yapabilmektedir, bu ise kırılması güç keseklerin oluşmasına neden olmaktadır. Bizim önerimiz; tarlanın tavlı olmadığı ya da tarla yüzeyinin kesek çıkarmaya müsait olduğu hallerde, hasat sonrası pullukta ısrar edilmemesi ve bunun yerine kazayağı veya diskli âletlerden herhangi biriyle sürüm yapılmalıdır.        Araştırmalar ve gözlemler; Toprağın sonbaharda soklu pulluk ile sürülmesi ve ilkbaharda kazayağı + tırmık kombinasyonu ile yapılan toprak hazırlığından sonra mibzerle yapılacak ekim verimi önemli ölçüde artırmıştır. Toprağa atılacak gübre tırmık çekilmeden önce verilir ise hem tarlada yapılacak işlem sayısını azaltır hem de toprağın fazla çiğnenmesine ve fazla işlemeden dolayı tavının kaçmasına engel olunmuş olur. Kışlık ekimi yapılacak baklagiller için tohum yatağı hazırlamada: örneğin kışlık mercimek ekimi yapılacak ise; bu dönemde gelen yağış sonrasında soklu pullukla sürüm yapmak en iyi yöntemdir. Yağmur gelmiyor ise buğday hasadından hemen sonra gölge tavında soklu pullukla fazla derin olmayan bir sürüm ve ekim öncesi kazayağı tırmık ile tohum yatağı hazırlığı yeterli olacaktır.Ekim zamanını çok fazla geciktirmemek kaydıyla sonbahar ilk yağışlarının arkasından tavında soklu pullukla sürüm ve ekimden öncede kazayağı tırmıkla toprak hazırlığı yapılarak mibzerle ekim her zaman için avantajlı bulunmuştur. Burada en önemli olan husus yabancı ot kontrolünün yapılmasıdır. Mibzerle ekimlerde hububat sapları çoğu zaman problem yaratmaktadır. Bunun için hububat hasadında anız yüksekliğinin fazla bıraktırılmaması yada tarladaki sapların sürüm esnasında veya sürümden önce yok edilmesi gerekmektedir. Bitkiler üzerinde yetiştirme tekniklerine kısa kısaca göz atalım:  

1. MERCİMEK

a. Yazlık Mercimek:

Ekim Zamanı:

       Yazlık mercimek için ekim zamanı erken ilkbahardır. Mart ayı başlarından başlayarak Nisan ayının başlarına kadar yapılan ekimlerden yüksek verim elde edilmiştir. Ekim geciktikçe verimde azalma meydana gelir. Yabancı ot kontrolünün yapılması verimi artırır, bunun için çeşitli herbisitler bulunmaktadır. Bunların bir kısmında ekimden hemen sonra bitkiler çıkış yapmadan kullanılır. Bunun için ilgili mercilere danışmakta fayda vardır.Her zaman için mibzerle yapılan ekim serpme olarak yapılan ekimden daha iyi sonuç vermiştir.  

Gübreleme:

       Yazlık mercimekler için en uygun gübre dozu saf madde olarak 2-4 kg/da azot, 5-6 kg P2O5 kg/da Yabancı ot sorunu nedeni ile ekim geç yapılıyor ise bu miktar daha da azaltılmalıdır. Yağışı biraz daha bol olan bölgelere tavsiye edilen miktarlarda azot vermek yararlı olacaktır. Yazlık mercimekte azotu yüksek dozlarda kullanmaktan ve bitkiyi kurak tehlikesine sokabilecek aşırı vejatatif gelişmeye teşvik etmekten kaçınmak gerekir.  

Ekim Sıklığı:

       Yazlık mercimekte dekara atılacak tohum miktarı ekilecek tohumun iriliğine göre değişiklik gösterir. Çiftçilerimizin Sultani olarak isimlendirdikleri yeşil mercimeklerde bu miktar dekara 8-11kg arasında değişiklik gösterir. Taneli küçük kırmızı mercimeklerde ise bu miktar çok daha az 5-7 kg/da civarındadır. Tohumluğun çimlenmesi iyi ve temiz ise m2`ye 175-225 tane yeterli olacaktır.  

b. Kışlık Mercimek:

       Mercimekte Kışlık ve Yazlık çeşitler birbirinden farklıdır. Yazlık olan çeşitler kışlık olarak ekilirler ise soğuktan zarar göreceklerinden hiçbir verim elde edilemez. Kışlık çeşitlerin kıştan ve soğuktan etkilenmesi kesinlikle söz konusu değildir. Kışlık mercimek ekimini sınırlayan en önemli faktör yabancı otlardır. Mevcut yabancı ot öldürücüler ile etkili bir yabancı ot kontrolü yapılamamakta buda verimin düşmesine neden olmaktadır. Yabancı ot mücadelenin iyi yapıldığı durumlarda kışlık mercimekler yazlık mercimeklere göre en az % 50 veya daha fazla verim artışı sağlarlar.   Ekim Zamanı Kışlık mercimekler Sonbaharda ekilir, en uygun ekim zamanı Ekim ayıdır. Kışa çıkışlarını tamamlayarak giren mercimeklerden daha iyi verim alınmıştır. Ekimin geç yapılması, verimin azalmasına istenilen verimin elde edilememesine neden olur.   Gübreleme: Kışlık mercimekler için en uygun gübre dozu saf madde olarak 3-4 kg/da azot, 6-7 kg P2O5 kg/da. Fazla miktarda gübre verilmesi verimi artırmamış aksine azaltmıştır.  

Ekim Sıklığı:

      Kışlık mercimekte dekara atılacak tohum miktarı ekilecek tohumun iriliğine göre değişiklik gösterir. Tohumluğun çimlenmesi iyi ve temiz ise m2`ye 250-300 tane yeterli olacaktır. Buda iri taneli pul mercimeklerde 10-12 kg/da civarındadır.   2.NOHUT Ekim Zamanı: Çiftçilerimiz nohutu genellikle geç ekmekte, çoğu çiftçide mayıs ayı gelmeden ekime başlamamaktadır. Buna neden olarak da erken yapılan ekimlerde nohutun antraknoz hastalığına yakalanma ihtimallerinin daha fazla olmasını gösterilmektedir. Bu bir bakıma doğru olmakla birlikte genelde yanlıştır. Çünkü geç olarak yapılan ekimlerde bazı yıllar yağış gelmediği için verim almak imkânsız hale gelmekte, bazı yıllarda geç gelen yağışlar nedeniyle geç olarak yapılan ekimlerde nohut hastalığa yakalanabilmektedir. Hastalığa dayanıklı çeşit kullanarak erken ekim yapmak verimi artırır. Nohut ekiminin en geç olarak Nisan ayı ortalarına kadar yapılması gerekir. Ekim derinliğinin ise ekim zamanı ve buna bağlı olarak da topraktaki tav durumu ile çok yakın ilgisi bulunmaktadır. Erken ekimlerde ya da toprakta çıkışı tamamlayacak kadar tav bulunması durumunda tohumu derine ekmenin herhangi bir avantajı görünmemekle birlikte, geç olarak yapılan ekimlerde ya da toprak yüzeyinin çok kuru olduğu yıllar ve mevsimlerde tohumu 10-15 cm gibi derine ekerek tava bırakmak çıkışın sağlanması açısından büyük önem taşır. Bölgemizdeki çiftçiler hastalıktan kaçmak amacıyla nohutu geç ekmektedirler. Bu gibi durumda ekim derinliğini artırarak tohumu tavlı toprağa bırakmak çıkışı sağlamak açısından gereklidir.   Gübreleme: Orta Anadolu ve Geçit Bölgelerinde verim potansiyelinin 100 kg/da üstüne çıktığı durumlarda ve yıllarda 3 kg/da civarındaki azotlu gübre dozu yeterli olacaktır. Verilecek azot dozu arttıkça bitkilerdeki nodozite sayısı ve iriliğinde azalma meydana gelmiştir. Yapılan çalışmalardan mercimek ve nohutta bakteri uygulamaları olumlu bir sonuç vermemiştir. Nohut ekiminin sıraya yapılması ve sıra arası mesafenin 40-45 cm olması gerekir. Makinalı çapa ve traktörle tarlaya girilip yapılacak diğer işlemler sıra arasının en az 45 cm olmasında büyük yarar vardır. Dekara atılacak tohum miktarı tohum iriliğine değişiklik gösterir. İri taneli "İspanyol" diye isimlendirilen nohutlarda bu miktar 10-13 kg dır. Çıkış öncesi kimyasal ot öldürücülerin kullanılması yabancı ot kontrolünde büyük yarar sağlamaktadır.  

3. KURU FASULYE

Ekim Zamanı: 

         Fasulye 00 nin altındaki sıcaklıklardan zarar görür. Bu nedenle fasulye ekimine İlkbahar son donlarının bitiminden sonra başlar. Buda bölgemiz için Mayıs ayının başıdır. Bundan daha erken olarak yapılacak ekimler rizikoludur Gübreleme: Kuru fasulye için en uygun gübre dozu saf madde olarak 3-4 kg/da azot, 5-6 kg P2O5 kg/da. dır. Gübreleri en son olarak yapılacak toprak işlemeden önce verilmelidir. Toprak hazırlığının çok daha itinalı yapılması topraktaki tavla çıkışın sağlanması açısından önemlidir. Yabancı ot kontrolü için mutlaka yabancı ot ilacı kullanılmalıdır. Yabancı ot kontrolü için ekim öncesi ve ekim sonrası kullanılan yabancı ot ilaçları bulunmaktadır. Şayet ekim öncesi yabancı ot ilacı uygulaması yapılacak ise bunun ekim için yapılan son toprak işlemesinden önce yapılması gerekir.

Ekim Metodu ve Ekim Sıklığı:

         Sulama, çapalama ve mücadele işlerinin uygun bir şekilde ve makinalı yapılması isteniyor ise fasulyeyi sıraya ekmede fayda vardır. Sıra arası mesafeler ekilen fasulyenin yer (bodur) veya sarılıcı olmasına göre farklılıklar gösterir. Bodur fasulyeler 35-40 cm gibi dar sıra arası mesafelerde daha iyi verim vermişler ancak, geniş tarla tarımında yapılacak işlemlerin makina kullanılarak traktörle yapılmasını zorlaştırmış hatta tarlaya traktörle girme imkanı ortadan kalkmıştır. Traktör kullanılarak çapalama, ilaçlama düşünülüyor ise sıra arası mesafe en az 45 cm olmalıdır, karık sulama istendiğinde sıra arası mesafe en az 68 cm civarında olması gerekir. Sarılıcı fasulyelerde ise sıra arası mesafelerin daha da artırılması uygundur. Dekara atılacak tohum miktarı tohumun iriliğine göre farklılık gösterir. Bu miktar küçük taneli fasulyeler için 4-6 kg/da, iri taneli fasulyeler için ise 7-12 kg/da dır. Bir m2 de 26-30 adet bitki bulunması yeterlidir. Ekimin tavlı toprağa yapılmasına özen gösterilmeli, kuruya ekilip sulama yapıldıysa fasulye bitkisinin çıkışında yaprak yüzeyindeki set tabaka yani "kaymak tabakası" kırılmalıdır. Tarla otlandığında çapa yapılmalı ve hastalık ve zararlılarla mücadeleye dikkat edilmelidir.

Sulama:

        Fasulye bitkisinin ekimden hasadına kadar 400-450 mm suya ihtiyacı vardır. Bitkinin ekimi yazlık olduğu için bu miktarın büyük bir çoğunluğunun sulama suyu ile verilmesi gerekir. İklim koşulları, rüzgar, yüksek ısı ve toprağın yapısı bitkinin su isteği üzerinde etkili olurlar Sulamada karık sulama tercih edilmeli bu tip sulamanın mümkün olmadığı durumlarda diğer sulama yöntemleri kullanılmalıdır. Bölgemizde fasulye bitkisi için çıkıştan sonra en az 4-5 defa karık sulama yapılması gerekir. Tarlaya verilecek su çiçeklenmeye kadar az olmalı tarla göllendirilmemelidir. İlk dönemdeki fazla sudan dolayı meydana gelebilecek göllenmeler kök gelişmesini yavaşlatır ve kök hastalıklarını artırır. Çiçeklenme başlangıcından itibaren yapılacak sulamalar daha da önemlidir. Bitki kök sistemi iyice geliştiğinden verilecek su miktarı artırılmalı kök bölgesinin iyice ıslatılması gerekir. Bu dönemde nem eksikliği döllenen çiçek sayısının azalmasına, baklaların küçük ve kalitesiz olmasına neden olur. Bu dönemde bitkiler kesinlikle susuz bırakılmamalıdır. Bitkinin susuz kaldığının ilk belirtisi bitkinin açık yeşil olan yapraklarının koyu yeşil renge dönüşmesidir. Yağmurla sulama yapılması gerekiyor ise bu mutlaka çiçeklenmenin hemen başlangıcında yapılmalı tarlaya bol su verilmeli, çiçeklenmenin tam ortasında sulamadan değil yağmurlama yapmaktan kaçınmalıdır. Çünkü döllenmede azalma meydana gelecek ve verim düşecektir.  

BAKLAGİL ÇEŞİTLERİ     

          Kuru Fasulye, Nohut ve Mercimekte ıslah çalışmaları devam etmektedir. Kuru fasulye konusunda ise ülkemizde yapılan detaylı araştırma ve melezleme programları ile geliştirilip tescil ettirilen yeni çeşit yada çeşitler ve bunlarla ilgili kısa bilgiler şu şekildedir.  

1.KAYI-91 (Kışlık Yeşil Pul Mercimek);

       1991yılında tescil ettirilmiştir. Ekim-Kasım`da ekilip, Haziran-Temmuz`da hasat edilen kışlık mercimek çeşididir. Dik büyüyen bitki habitusuna sahiptir. Tane rengi cevizi yeşil, kotiledon rengi sarımsı yeşildir. Taneler 6-7 mm çapında, T.S.E. standartlarına göre tane tipi "Pul"dur. 1000 tane ağırlığı 58-60 gr arasındadır. Tanelerin protein oranı % 28-30 arasında değişmektedir. Normal yetiştirme şartlarında çeşidin ortalama verimi 140-160 kg/da arasındadır. Çeşidin kademeli tohumluk üretimi yapılmakta olup, Orta Anadolu ve Geçit Bölgeleri için önerilmektedir.  

2. SAZAK-91 (Kışlık Kırmızı Pul Mercimek);

        1991 yılında tescil ettirilmiştir. Ekim-Kasım`da ekilip, Haziran-Temmuz`da hasat edilen kışlık mercimek çeşididir. Dik büyüyen bitki habitusuna sahiptir. Tane rengi kirli sarı-kırmızı, kotiledon rengi turuncudur. Taneler 6-7 mm çapında, T.S.E. standartlarına göre tane tipi "Pul"dur. 1000 tane ağırlığı 60-62 gr arasındadır. Tanelerin protein oranı % 29-30 arasında değişmektedir. Normal yetiştirme şartlarında çeşidin ortalama verimi 120-150 kg/da arasındadır. Çeşidin kademeli tohumluk üretimi yapılmakta olup, Orta Anadolu ve Geçit Bölgeleri için önerilmektedir. Kayı-91 den daha erkencidir.  

3. SULTAN-1 (Yazlık Yeşil Mercimek);

      Erken İlkbaharda ekilen Yazlık Yeşil Pul Mercimek çeşididir. Olgunlaşma süresi 100-110 gün civarındadır Dik büyüyen bitki habitusuna sahiptir, boyu 30-35 cm dir. Tane rengi yeşil, kotiledon rengi kirli sarıdır. Bakladaki tane sayısı 1-2 dir. Taneler 6-7 mm çapında, T.S.E. standartlarına göre tane tipi "Pul"dur. 1000 tane ağırlığı 57-62 gr arasındadır. Tanelerin protein oranı % 25-27 arasında değişmektedir. Normal yetiştirme şartlarında çeşidin ortalama verimi 110 kg/da civarındadır. Çeşidin kademeli tohumluk üretimi yapılmakta olup, Orta Anadolu ve Geçit Bölgeleri için önerilmektedir.  

4. EMRE-20 (Yazlık Kırmızı Mercimek);

        Erken İlkbaharda ekilen Yazlık Kırmızı Mercimek çeşididir. Olgunlaşma süresi 90-100 gün civarındadır. Dik büyüyen bitki habitusuna sahiptir, boyu 28-30 cm dir. Tane rengi turuncu, kotiledon rengi turuncudur. Bakladaki tane sayısı 1-2 dir. Taneler 3-4 mm çapındadır. 1000 tane ağırlığı 34-36 gr arasındadır. Tanelerin protein oranı % 25-26 arasında değişmektedir. Normal yetiştirme şartlarında çeşidin ortalama verimi 110-120 kg/da civarındadır. Sultan-1 Yeşil mercimek çeşidinden daha erkencidir, 90 gün civarında olgunlaşır. Çeşidin kademeli tohumluk üretimi yapılmakta olup, Orta Anadolu ve Geçit Bölgeleri için önerilmektedir.  

 5. YUNUS-90 (Kuru Fasulye);       

      1990 yılında tescil ettirilmiştir. 115-120 günde olgunlaşan bodur kuru fasulye türüdür. Bitkileri dik gelişir, boyları 60-65 cm. kadardır. Yaprak rengi yeşil ve şekilleri ovaldir. Çiçek rengi beyaz, bakla uçları hafif kıvrıktır. Bakla rengi açık yeşil, baklada tane sayısı 4-5 tir. Tane rengi beyaz, T.S.E standartlarına göre şekli horozdur. Tanelerin eni 7.0-7.5 mm, boyu 14.5-15.0 mm, kalınlığı 5.5-6.0 mm` dir. Bin tane ağırlığı 405-410 gr. arasındadır. Tanelerde protein oranı % 23-26 arasında değişmektedir. Pişme süresi ıslatılarak 35 dakika dolayındadır. Piştikten sonra dağılması yoktur. Diğer çeşitlere nazaran biraz geççi bir çeşit olmasına rağmen normal yetiştirme şartlarında ortalama verimi 200-250 Kg/Da dolayındadır. Çeşidin en önemli özelliği ise Bakteriyel ve Virüs hastalıklarına toleranslı olmasıdır. Çeşidin kademeli tohumluk üretimi yapılmakta olup, geniş tarla tarımı şeklinde kuru fasulye yetiştiriciliği yapılan bölgelere tavsiye edilmektedir.   

6. ŞEHİRALİ-90 (Kuru Fasulye);

        1990 yılında tescil ettirilmiştir. 110-115 günde olgunlaşan bodur kuru fasulye türüdür. Bitkiler dik gelişir, boyları 55-60 cm kadardır. Yaprak rengi yeşil ve şekilleri ovaldir. Çiçek rengi beyaz, bakla uçları hafif kıvrıktır. Bakla rengi açık yeşil, baklada tane sayısı 4-5 dır. Tane rengi beyaz, T.S.E standartlarına göre tane şekli "Horoz" dur. Tanelerin eni 7.6-7.8 mm, boyu 14.4-14.6 mm, kalınlığı 5.8-6.0 mm dir. Bin tane ağırlığı 450-460 gr. arasındadır. Tanelerin protein oranı % 22-23 arasında değişmektedir. Pişme süresi ıslatılarak 30 dakika civarındadır. Taneler piştikten sonra dağılmamaktadır. Diğer çeşitlere göre biraz daha erkenci bir çeşit sayılmakla birlikte verimi normal yetiştirme koşullarında ortalama 220-260 Kg/Da arasında olabilmektedir. Çeşidin en önemli özelliği ise Bakteri ve virüs hastalıklarına toleranslı olmasıdır. Olgunlaşma esnasında az miktarda tane dökme görülmektedir. Çeşidin kademeli tohumluk üretimi yapılmakta olup, yine geniş tarla tarımı yapılan bölgelere önerilmektedir.  

7. KARACAŞEHİR-90 (Kuru Fasulye);

        1990 yılında tescil ettirilmiştir. 110-115 günde olgunlaşan yarı sarılıcı bitki formunda bir çeşittir. Bitkiler yarı yatık gelişir, yerden 45-50 cm. yüksekliğinde bir görüntü verirler. Yaprakları sık, açık yeşil ve küçük, uçları sivri ve ovaldir. Çiçek rengi beyaz, bakla rengi açık yeşil, uçları kıvrıktır. Baklada tane sayısı 6-7 dir. Tane rengi kirli beyaz ve tane şekli T.S.E. standartlarına göre "Tombul" dur. Tanelerinin eni 5.3-5.5 cm, boyu 8.7-8.9 mm, kalınlığı 4.6-4.8 mm`dir. Bin tane ağırlığı 180-200 gr. arasındadır. Tanelerin protein oranı % 28-30 arasındadır. Pişme süresi ıslatılarak 20-25 dakika civarında ve piştikten sonraki dağılma çok azdır. Konservelik özelliği de taşıyan bu çeşit lezzet yönünden oldukça beğenilmektedir. Normal yetişme şartlarında verimi 220-260 Kg/da olabilmektedir. Bakteriyel ve virüs hastalıklarına karşı toleranslıdır. Çeşidin kademeli tohumluk üretimi yapılmakta olup geniş tarla tarımı şeklinde Kuru fasülye yetiştiriciliği yapılan bölgelere tavsiye edilmektedir. 

8. GÖYNÜK-98 (Kuru Fasulye);       

1998 yılında tescil ettirilmiştir. 110-120 günde olgunlaşan bodur kuru fasulye türüdür. Bitkileri dik gelişir, boyları 45-55 cm. kadardır. Yaprak rengi yeşil ve şekilleri ovaldir. Çiçek rengi beyaz, bakla uçları hafif kıvrıktır. Bakla rengi açık yeşil, baklada tane sayısı 3-5 tir. Tane rengi beyaz, T.S.E standartlarına göre şekli horozdur. Tanelerin eni 7.2-7.5 mm, boyu 15.4-15.8 mm, kalınlığı 5.5-5.9 mm` dir. Bin tane ağırlığı 535-550 gr. arasındadır. Tanelerde protein oranı % 23-26 arasında değişmektedir. Pişme süresi ıslatılarak 34-37 dakika dolayındadır. Piştikten sonra fazla dağılma yoktur. Verimi 220-250 Kg/da dolayındadır. Çeşidin en önemli özelliği ise Bakteriyel ve Virüs hastalıklarına toleranslı olmasıdır. Çeşidin kademeli tohumluk üretimi yapılmakta olup, geniş tarla tarımı şeklinde kuru fasulye yetiştiriciliği yapılan bölgelere tavsiye edilmektedir.  

 9. AKMAN-98 (Kuru Fasulye);     

   1998 yılında tescil ettirilmiştir. 115-125 günde olgunlaşan bodur kuru fasulye türüdür. Bitkiler dik gelişir, boyları 60-70 cm kadardır. Yaprak rengi yeşil ve şekilleri oval ve uçları sivridir. Çiçek rengi beyaz, bakla uçları hafif kıvrıktır. Bakla rengi açık yeşil, baklada tane sayısı 3-5 dır. Tane rengi beyaz, tane şekli küçük dermason` dur. Tanelerin eni 7.8-7.1 mm, boyu 11.9-12.2 mm, kalınlığı 4.6-4.9 mm dir. Bin tane ağırlığı 340-350 gr. arasındadır. Tanelerin protein oranı % 23-26 arasında değişmektedir. Pişme süresi ıslatılarak 26-28 dakika civarındadır. Taneler piştikten sonra fazla dağılmamaktadır. Diğer çeşitlere göre biraz daha geççi bir çeşit sayılmakla birlikte verimi normal yetiştirme koşullarında oldukça yüksektir. Ortalama 250-300 Kg/da arasında olabilmektedir. Çeşidin en önemli özelliği ise Bakteri ve virüs hastalıklarına toleranslı olmasıdır. Çeşidin kademeli tohumluk üretimi yapılmakta olup, yine geniş tarla tarımı yapılan bölgelere önerilmektedir.  

10. ÖNCELER-98 (Barbunya);      

1998 yılında tescil ettirilmiştir. 105-115 günde olgunlaşan bodur tipli tescilli ilk barbunya çeşididir. Bitkiler dik gelişir, boyları 40-50 cm kadardır. Yaprak rengi yeşil ve şekilleri oval ve uçları sivridir. Çiçek rengi beyaz, bakla uçları hafif kıvrıktır. Bakla rengi açık yeşil, baklada tane sayısı 3-5 dır. Tane rengi düz bej zemin üzerinde çizgili yada lekeli alacalı, şekli yuvarlağa yakın oval ve taneler orta iriliktedir. T.S.E standartlarına göre tane şekli "Barbunya"dır. Tanelerin eni 5.8-6.2 mm, boyu 11.8-12.2 mm, kalınlığı 5.8-6.2 mm dir. Bin tane ağırlığı 405-410 gr. arasındadır. Tanelerin protein oranı % 23-26 arasında değişmektedir. Pişme süresi ıslatılarak 30-35 dakika civarındadır. Taneler piştikten sonra dağılmamaktadır. Verimi ortalama 200-220 Kg/da arasında olabilmektedir. Çeşidin en önemli özelliği ise Bakteriyel ve virüs hastalıklarına karşı orta derecede toleranslı olmasıdır. Çeşidin kademeli tohumluk üretimi yapılmakta olup, yine geniş tarla tarımı yapılan bölgelere önerilmektedir.  

11. CANITEZ -87 (Yemeklik İspanyol Nohut);      

             1987 Yılında tescil ettirilmiştir. Olgunlaşma gün sayısı yaklaşık 110 gündür. Dik büyüyen, iyi dallanan, 35-40 cm yüksekliğinde, yaprakları tüylü ve iri bitki habitüsüne sahip bir çeşittir. Baklada tane sayısı genellikle tek, bazen çift olabilmektedir. Çiçek rengi beyaz, tane şekli T.S.E. standartlarına göre iri koçbaşıdır. Tane boyu 12.0-14.0 mm, eni 9.0-10.5 mm, kalınlığı 9.2-10.7 mm dir. Bin tane ağırlığı 550-600 grama kadar çıkabilmektedir. Tanelerinde protein oranı % 22-24 arasında değişmektedir. Pişmesi, su alması çok iyi olan lezzetli bir çeşittir. Normal yetiştirme şartlarında çeşidin ortalama verimi 150-180 Kg/da arasındadır. Kök hastalıklarına karşı toleranslı olmasına rağmen antraknoza hassas bir çeşittir. Çeşidin kademeli tohumluk üretimi yapılmakta olup hemen hemen tüm nohut ekilen bölgelere önerilmektedir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Başkan

Ömer ZEYDAN

Başkanın Mesajı
Facebook Twitter Instagram English Mail

Üye Borç Sorgulama & Ödeme Online İşlemler


  Şifremi Unuttum

Elektronik Satış Salonu Online Üye Girişi


  Şifremi Unuttum

ETB Mobil Borsam

E-Bülten

E-bülten ve gelişmelerden haberdar olmak için e-posta adresinizi kaydettirin.

Faydalı Linkler

Odalar & Borsalar

Üyelikler

İştiraklerimiz

Ulusal Kuruluşlar

Uluslararası Kuruluşlar

Basın

4 Günlük Hava Tahmini

ESKİŞEHİR
ALIŞ SATIŞ
DOLAR 3.8390 3.8459
EURO 4.5092 4.5173